5 Mart 2018 Pazartesi

7

-zaman hakikatin en önemli belirleyicisi sanırım.

-zaman değişirmiş gibi görünen fakat değişmeyen tek şey.

-zaman dost gibi görünen düşman, düşman gibi görünen dost.

-gerçekten ne değişti, kat ettiğim yollar ve aldığım dersler var, hayatıma müteşekkirim, zamana asla!

-27 yaşımı dolduracağım ve yapmak istediğim şeyler hep aynı, daha fazla öğrenmek, daha fazla okumak, daha fazla yazmak, daha fazla dinlemek, izlemek...
-bir türlü gerçekleşmeyen hayallerime selam ederim. 


-bitti-


26 Ocak 2018 Cuma

45

Bu kara deliği tanıyorsun değil mi İbrahim? Düştüğümüz fakat düştüğümüzü bir türlü kabullenemediğimiz bu devasa karanlık her şeye sahip. Görmüyor muyuz İbrahim? Karanlığı öylesine dert ettik ki etrafımıza bakmıyor muyuz? Bu mide bulantısı, bu bulantı ne zaman geçecek İbrahim?

27 yaşına geldim İbrahim, akıl almaz bir hızla yaşlanıyorum. Evren benim yaşım söz konusu olduğunda tur bindiriyor normal hızına. Tüm sabahları hızlı geçip uzun uzun geceler sunuyor bana. Geceyle ilgili bir sorunum yok da İbrahim bunca yalnızlığı nereye sokuşturacağımı şaşırıyorum. Her dolaptan, her çekmeceden, her defter arasından, her çorap içinden, her pencere pervazından, her halı altından, her sabun köpüğünden, her zeytin çekirdeğinden,


İbrahim bulduğumu sandığım her şey birer yanılsama. Sahip olduğum tüm mutluluklar bir bir çalınıyor benden. Gözümü hep daha kötüsüne açıyorum eğer bir mucize olmuş da kapatabilmişsem. Güvenli bir çift söze ihtiyacım var İbrahim, ya da göze, ya da ele, ya da sese, ya da sen tüm bunları boş ver İbrahim, onca senenin hatrı var, sen benimle bir sigara yak, uzaklara dalalım, şu muhteşem kara deliğimizin birkaç çift yıldız, birkaç uzay çöpünü iştahla çiğnemesini, yemesini yemesini ama hiç kilo almamasını izleyelim. Yıllar sinemize yaslansın, hatıralarımız paslansın, şu deli gönüllerimiz uslansın ve unutalım İbrahim. Göğsümüzü delip geçen ne varsa hepsini unutalım. 


19 Ocak 2018 Cuma

52

27 yıldır hayattayım ve çaba harcamaya değer bir şeyle henüz karşılaşmadım. İşin içine insanlar girdiğinde yolun sonu elbette hayal kırıklığıyla bezeli. Artık yalnızca bir miktar huzur diliyorum.

-yazının devamını acımasız bir şekilde sildim. çünkü artık bittim- 

17 Ocak 2018 Çarşamba

54- umut

Yokluğuyla varlık kazanabilmiş bir başka şey de umut. Başından sonuna kadar enfes bir zehir. Ve hiçbir şekilde vücuttaki varlığı tespit edilemez.

Kafka! Senden incesi yok.


 Güçlü dur, ben olsam da olmasam da! Güçlü dur, ben olsam da olmasam da! Güçlü dur, ben olsam da olmasam da! Güçlü dur, ben olsam da olmasam da! Güçlü dur, ben olsam da olmasam da! Güçlü dur, ben olsam da olmasam da! Güçlü dur, ben olsam da olmasam da! Güçlü dur, ben olsam da olmasam da! Güçlü dur, ben olsam da olmasam da! Güçlü dur, ben olsam da olmasam da! Güçlü dur, ben olsam da olmasam da! Güçlü dur, ben olsam da olmasam da! Güçlü dur, ben olsam da olmasam da! Güçlü dur, ben olsam da olmasam da! Güçlü dur, ben olsam da olmasam da! Güçlü dur, ben olsam da olmasam da! Güçlü dur, ben olsam da olmasam da! Güçlü dur, ben olsam da olmasam da! Güçlü dur, ben olsam da olmasam da! Güçlü dur, ben olsam da olmasam da!

15 Ocak 2018 Pazartesi

57-algı



Eylül dünyanın en güzel gülen kadını; kocaman, sıcacık.

Neler yaşadım, neden hatırlaması bu kadar zor. Nasıl parça parça döküldüm, yeniden bir araya gelip sonra, nasıl bu kadar çok sevdim? Nasıl hiç de utanmadan “Çok canım acıyor Eylül!” diyebiliyorum?

Yok olanın varlığını duyumsuyorum, bu nasıl mümkün olabilir? Nasıl öyle kocaman bir boşluğun altında eziliyorum? Nasıl bütün hatıralar akbabalar gibi üşüşüyor ruhuma, koparıp koparıp benden çalmalarına nasıl izin veriyorum?

Eylül, unutmak istiyorum, diyorum. Unutmaya çalışarak unutamazsın, diyor.

Kalbimden kopara kopara unutmadığım, tüm güzel anları defalarca kez yaşatarak zihnimde sakladığım koruduğum o aşktan geriye ne kaldı ki şimdi bu kocaman sevgiden ne kalsın? İnsan ya hiç büyümüyor ya da büyümemiş olmayı diliyor, böylece aynı çukura defalarca kez düşebilecek, bundan da çukurun varlığını suçlu tutabilecek.

Ne yazık ki yolu da çukuru da görebiliyorum.
Hem de bu sıcacık gözlerimle. 

14 Ocak 2018 Pazar

58.

Giderim gitmesine lakin,
oyuncaklarım kimin olacak?
Beş vakit tuttuğu anneciğimin,
kollarım kimin, parmaklarım kimin olacak?
G. Akın



Yüzünü görmemeyi, sesini duymamayı göze alamadığın insan sensiz yaşamayı göze alıyor, üzülecek misin gerçekten?

Ne üzülmesi, perişan ettim kendimi. Keşke sadece üzülseydim. Sadece bir dakika boyunca bile başka bir şeye odaklanamıyor,  herhangi bir işle meşgul olamıyorum.

“Olursa olur, olmazsa alışırım.”

Gerçekten mi? GERÇEKTEN Mİ?

Uzun süren uykusuzluk problemi yerini uyku problemine bıraktı. Akşamdan sabaha, sabahtan akşama kadar uyumak istiyor, hiç uykumu alamıyorum. Hiçbir şeye gücüm yok, aşırı yorgunum.


Bütün anı hatırlatıcıları yok ediyorum. Küçük eşyalar, fotoğraflar, hediyeler, zorla hediye ettirilmişler… Asla izlenmemesi gereken şeyler… Asla dinlenmemesi gereken şarkılar… Asla gidilmemesi gereken yerler… Hayat bana zamanın numarasını sunsun, hiç yaşamamış gibi olayım. Rüyalarımda keder yüklenmeyeyim, sürekli gözlerim dolmasın, annem depresyona girdiğimi düşünüp üzülmesin…


12 Ocak 2018 Cuma

60.



Uzun zaman sonra dışarı çıktım. Hem sinemaya gittim. Pişman oldum. Kimsenin gözünün içine bakmadım fakat insanlar gördüm. Çok kere gözlerim doldu. Gün içinde rüya bile gördüm.  

Bir sürü şey oldu ve hiçbir şey olmadı. Bir alt katta Harley Davidson botları olan birini gördüm, gülümsedim. Bayıldığım fincanları alırken beklettiğim, beklettiğim için azar işittiğim yerden geçtim. Uzun uzun yürüdüm.


Geçecek. Geriye hiçbir şey kalmayacak ve ben bir daha bencil, anlayışsız, düşüncesiz biri olmayacağım. Attığım kocaman kahkahalar gece komşularımı uyandıracak. Çok güzel kekler pişirip çok güzel çaylar demleyeceğim. Birilerinin yüzünde memnuniyet olacağım. Hepsi geçecek. Tıpkı annemin hastalandığımda elini başıma koyup söylediği gibi, geçecek bebeğim…